AkdenizUnıFM

Şehrinin Sesini Dinle

ÖZEL | Üniversite FM Akustik Sohbetler’de

Posted By on Şubat 28, 2018 in UNIFM'den | 0 comments

ÖZEL | Üniversite FM Akustik Sohbetler’de

22 Şubat 2018 Perşembe günü gerçekleşen Doğan Duru ile Akustik Sohbetler sonrası Üniversite FM programcılarından Bircan Nağıyeva, Doğan Duru (Redd Grubunun solisti), Ferman Akgül (Manga Grubunun Solisti) ve ünlü sanatçı Aydilge Sarp ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

‘’Kendinizi nasıl tanımlarsınız?’’ sorusunun sorulması üzerine ‘’Kendimi tanımlamada büyük güçlük çekebilirim.’’ diyen Doğan Duru sözlerine şu şekilde devam etti: ‘’Açıkçası tanımlamak da çok istemiyorum. Çok aşırıya kaçıyor gibi oluyor. Dolayısıyla tanımsızım. Tanımlayamıyorum.’’

Aydilge Sarp ise, ‘’İnsanın kendini tanımlamasını ben de sevmiyorum. Bir cümlenin sonuna nokta geldiği zaman o bitmiş oluyor. Bizde kendimizi tanımlarsak biteriz. Cümlelerin devam etmesi gerekir. Bu yüzden ben virgülleri severim. Biz de kendimize yeni virgüller ekleyerek çoğaltmaya çalışıyoruz. Yenilenmeye çalışıyoruz. Kısacası kendimizi tanımlarsak yenilenme çabamız sekteye uğrar.’’ dedi.

Konu hakkında esprili bir yaklaşımda bulunan Ferman Akgül, ‘’Ben muhteşem bir herifim. Bayılıyorum kendime. Aynaya geçip her gün şarkıları prova ediyorum. Kendime gıcık olduğum şeyleri tanımlayabiliyorum. Çok takıntılı birisiyim. Detaylarda takılı kalıp büyük resmi görememek bir süre sonra canımı çok sıkmaya başlıyor. Onları tamir etmeye çalışıyorum.

‘’ŞARKIMI DUYDUĞUMDA GARİPSİYORUM’’

‘’Şarkınızı radyoda ilk defa duyduğunuzda ne hissettiniz?’’ sorusuna Doğan Duru, ‘’İlk duyduğumda ki heyecan bayağı yüksekti. İlk zamanlar günde 13 kez falan duyduğumda bayağı heyecanlanmıştım. Çok keyifliydi. Şimdi duyduğumda biraz garipsiyorum. Çünkü şarkımı yüz yılda bir duyuyorum. Dolayısıyla şaşırıyorum. Bazen ise ‘Biz gerçekmişiz. Hala radyoda çalabiliyoruz.’ diyorum.’’ açıklamasını yaparken Aydilge Sarp ise ‘’İlk seferde ‘A benim şarkım. Ben çalıyorum.’ gibi bir tepki verdim. Gerçekten insan şaşırıyor.’’

‘’BEN RADYODA DEĞİŞTİRİYORDUM’’

Ferman Akgül, şarkısını ilk duyduğunu ise şu şekilde açıklıyor: ‘’Ben radyoda şarkıyı değiştiriyordum fakat televizyonda durum biraz daha farklı olmuştu. Biz bütün Manga birlikte yaşıyorduk. Bazen ev 10 kişi oluyordu. Konserler başlamadan önce evden çıkmıyorduk. Parça, kanallarda dönmeye başlayınca elimizde kumanda sürekli klibe rastladık. O an çok heyecanlandık. Çok hoşumuza gitmişti. Bir yandan da kendi kendimize ‘Yapmasa mıydık acaba?’ sorusunu sorduk. Bunu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Yaptığınız bir şey aniden herkese ulaşınca garip bir endişe duyuyorsunuz.’’

‘’ÇIKAN HER PARÇAYI DİNLERİM’’

‘’En çok hangi sanatçıyı dinlersiniz?’’ sorusuna ‘’Çıkan her parçayı dinlerim.’’ diyen Doğan Duru, sözlerine devam etti: ‘’Her sabah yürüyüş yaparım. Yürüyüş sırasında müzik tarzı ayırt etmeden çıkan her parçayı dinlerim. Çünkü bir fikrimin olması lazım. Değişik şeyler dinlemek hoşuma gidiyor. Klasik müzik okuyan birisi olarak müzik dinleme konusunda çok geniş bir yelpazem var. Güzel de bir zevkim vardır. Genel olarak Türkiye’de ve dışarıda yapılan her şeyi dinliyorum.”

‘’ÇOK FAZLA ÜRETİM YOK’’

Ülkede bir cover hastalığının olduğunu belirten Doğan Duru, ‘’Şu anda Yeni Dalga denilen bir akım var. Onların arasından doğruyu yakalamaya çalışıyorum. Orada bir sıkıntı var. Yaklaşık bir, iki sene de devam edecek. Çok fazla üretim yok. Herkes bir cover söylüyor. Bir cover ahengi oluşmuş durumda. Hayatımda hiç böyle bir dönem göremedim. 2005’te albüm çıkartmış olmamıza rağmen 1996 yılından itibaren müzikle uğraşıyorum. Herkes kendi şarkısıyla var olmaya çalıştı. Bir an önce bu cover mantalitesi biter diye umuyorum.”

”YENİ NESİL KOLAYCI”

Doğan Duru, ”Üretmek çok özel bir duygu. Geride bir şey bırakmak çok güzel bir duygu. Belki de bugün ‘hiçbir şey olmadığını düşündüğümüz.’ şarkıların coverlerini duyuyoruz. Belki o şarkıları yapan insanlar için güzel bir duygu ama sadece bir insan yaptığı için o şarkı çok tıklanıyor, çok dinleniyor. Bence gençlerin kendi üretimlerine adapte olması gerek. Çünkü yeni nesilde bir kolaycılık var. O kolaycılığın da sonu yok. Çok müzik dinlesinler ama çok da müzik üretsinler.’’ dedi.

‘’TURNE SIRASINDA GEZME ŞANSINIZ YOK!’’

Aydilge Sarp ‘’Ülkemizi baştan sona gezdiniz. Bu size neler kattı?’’ sorusuna ‘’Bu gezme hali turne sırasında oldu. Ben gerçek anlamda Türkiye’yi gezmek için gezseydim bambaşka bir şey katardı. Hep soruyorlar, ‘Şehrimizi gezdiniz mi?’ Turne sırasında çok fazla zaman olmuyor. Zannediliyor ki biz orada çok vakit geçirebiliyoruz. Camdan bakmaya bile fırsatınız olmuyor. Erken kalkıyorsunuz, geç geliyorsunuz ve uyuya kalıyorsunuz.’’

‘’ŞEHİRDEN ŞEHRE FARKLI TEPKİLER ALIYORSUNUZ’’

Konserlerde her şehirde farklı tepkiler aldığını belirten Aydilge Sarp, ‘’Her şehrin insanının verdiği tepkiler farklı. Doğuda insanlar uzun zaman sonra açıldı. İçe kapanık insanlar olduğu için, daha az sosyal aktivite olduğu için, daha az konser olduğu için üç, dört şarkı sonra ayağa kalkmaya ve size eşlik etmeye başlıyorlar. Beni etkileyen en çok şey, şehirlerin kültürel özelliklerine göre dinleyici yapıları değişiyor. Bir müddet sonra hangi kesimin hangi şarkınıza eşlik ettiğini çözebiliyorsunuz. Bu yüzden ülkenin ne kadar homojen olmadığını da görüyorsunuz. Herkes farklı ve bunu bilmek çok güzel bir his.’’ dedi.

‘’KONSERLERDE BAZEN MİNİ BAR BOŞ OLUYOR’’

Konserde yaşadığı anılardan bahseden Doğan Duru, ‘’Bazen otelde mini barı bir açıyorsunuz, boş! Sanatçı içmesin ki fatura otele gitmesin. Bazen dolu denk geliyor. Bazen de mini bardan seccade çıkıyor. Bu şehirden şehre değişiyor.’’ dedi.

Aydilge Sarp ise konuya ek olarak ‘’Gittiğiniz şehirlerin kütüphanesindeki kitaplar bile değişiyor.’’ dedi.

‘’FERMAN BABA OLDUM’’

‘’Harika bir aileniz var. Baba olmak size ne kattı?’’ sorusuna esprili yaklaşan Ferman Akgül, ‘’Ferman baba oldum.’’ dedi ve devam etti: ‘’Hayatımda bir şey değişmedi. Bir şey hissetmedim. Daha erken olduğunu düşünüyorum. Biri 3 yaşında diğeri 7 aylık. Tam anlamıyla düzgün iletişim kurabildiğimizde bu duygular değişebilir. Güzel bir duygu. Şarkı yazarken bana enteresan bir ilham verdi. Onlarla aynı odada şarkı yapmak çok keyifli ve eğlenceli oldu. Büyük oğlum ritimleri tutmaya başladı. Kafasını sallamadığında metronomu bir tık artırıyorum. Sonra sallıyor ve ‘Tamam bu hazır.’ diyorum. Biz hayatımızı çocuktan önce ve çocuktan sonra diye ayırmadık. Öyle katı şeyleri sevmiyoruz. Çoğu aile o hayatı ayırıyor. Evlilik öncesi, evlilik sonrası gibi. Sadece şu değişiyor: Onlar çok savunmasız. Onlara iyi bakman gerekiyor. Onlara iyi bakman demek kendine de iyi bakman demek. O yüzden kendimize iyi bakıyoruz. Belki bu değişiklik olmuş olabilir.’’

‘’KENDİNİ BİR KABLO GİBİ HİSSEDİYORSUN’’

Doğan Duru, ‘’Operaya uzun yıllarınızı verdiniz. Operayla ilgilenmeye devam ediyor musunuz?’’ sorusunu ‘’Maalesef, en son 2004’de söyledim ama evde söylüyorum. Benim yüksek lisans tezim popüler kültür ve opera üzerine. Opera zaten zor bir meslek. Günümüzde yapması da icra etmesi de zor. Çok disiplin isteyen bir şey. O disiplini bugün yaşamak bugüne ait değil. Dolayısıyla eskiden onlarca olan opera şarkıcısı şu an Dünya’da da üç, beş tane kaldı. Pavarotti, Türkiye’den kötü olduğu için kovuldu. Eskiden The Three Tenors vardı. Şu an yok.  Şu an bir tek Alman tenor Jonas Kaufmann var. Operayı çok seviyorum ama operayı bırakma nedenlerimden bir tanesi yorumluğun kesmemesiydi. Üretmek, hayatta bir iz bırakmak çok daha değerli. Operada noktasına virgülüne kadar aynı söylemek zorundasın. Nota bilenler bilir bir 16’lık bir 32’lik hata bile yapamazsın. Orada yazdığı gibi söylemek ve oynamak zorundasın. Bir yerden sonra kendini bir kablo gibi hissediyorsun. Bugün Leonard Cohen’in Hallelujah’ını Jeff Buckley çok güzel söylüyor. Youtube’ye girip baksan ben de dahil olmak üzere bir milyon tane Hallelujah söyleyen insan var. Fakat kim güzel söylemiş? Jeff Buckley daha güzel söylemiş. O artık imzasını atmış. Operayı çok özlüyorum. Evde söylüyorum, öğrenciler yetiştiriyorum ama opera artık hayatımda yok. ‘’

”HEPİMİZ İNSANIZ”

Son olarak ‘’Üniversite FM programcılarına ve dinleyicilerine ne demek isterdiniz?’’ sorusunu cevaplayan sanatçılardan Aydilge Sarp, ‘’Şunu hep hatırlayın: Karşınızdaki insan müzisyen de olsa film yıldızı da olsa ne olursa olsun o da insan. Hiç kimse birbirinden üstün değil. Sen de bir şeye üzüldüğünde eve gidip ağlıyorsun ben de üzüldüğümde eve gidip ağlıyorum. Tabii ki ürettiğimiz şeyler bizi anlamlandıran şeyler. Bu demek değil ki birimiz birimizden üstün. Bunu hep aklınızda tutarsanız kiminle röportaj yaparsanız yapın çok heyecanlanmazsınız. Programlarda özellikle şuna dikkat etmeliyiz: dinleyicinin dinleme süresi çok çabuk düşüyor. Dolayısıyla konuşmaları 5 dakikadan az tutmak gerekiyor. Bunu şarkıyla süslemek gerekiyor. Yoksa seni hemen geçiyor ve bir radyo dinleyicisini geri döndürmek inanılmaz zor. Geri dönmesini sağlamak yeni başlamasını sağlamaktan daha zor.” dedi.

”RADYOLAR BİRBİRİNİ TAKİP EDİYOR”

Aydilge Sarp, ”Eskiden Amerika’da DJ demek şarkıyı bulan, keşfeden demektir. Şarkının popüler olup olmaması da halkın dinlemesine kalıyordu. Şimdi o kadar farklılaştı ki popüler olabilir algısı var. Şarkıya bakıp ‘Bu yürür.’ diye sunuyorlar. Bu yüzden radyolar birbirlerini takip ediyor. Gerçek bir radyo DJ’i önüne koyulan şarkı listesini çalmak yerine ne çalacağını kendi seçer ve kendi listesini oluşturur.’’

”SINAV DÖNEMİ DİYE BİR ŞEY YOKTUR”

Ferman Akgül, ‘’Müzik konusunda cesur olun!’’ derken Doğan Duru ise ‘’Dersler ve sınavlar hayat boyu devam edecek. O yüzden arkadaşlarınızla güzel vakit geçirin. Sınavları bu kadar takmayın. Biz de sınavlar yaptık, yaşadık. Hayatımda sınav dönemi diye bir şey olmadı. Çünkü sınav dönemi diye bir şey yoktur. Her zaman vardır.’’

Röportaj: Bircan Nağıyeva

Ses: Tufan Yıldız

Haber: Gürsel Üzal – Gamze Yılmaz

Düzenleme: Gürsel Üzal

Konuya Yorum Yap

sanalbasin.com üyesidir